Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Beyaz bir düşe ağıt...

24 Ekim 2013, Perşembe - 23:04
Üşüyorum. Kanım çekildi. İçim yanıyor. Ellerimin titrediğini sanıyorum.
Gözümün önünde bir hayal var. Vano kedim. Vanocuğumun hayali.  Beyaz bir hayal.  Bu kez bana cin cin bakmıyor. Gayet sakin, huzurlu duruyor.
Vanocik yok artık. Zaten biz bu oyunu oynardık değil mi Vano. Sen odada saklanırdın, “Vano, Vanocik” diye seslenirdim. İlkin ses vermezdin, sonra hafifçe “Iıhhh” yapardın.  Ben işittiğimi belli etmezdim. “Vanocik nerde, nerde Vanocik?”, “Mauuu” diye bir cevap gelirdi. Yine “Vanocik nerde? Vanocik yoook” derdim ve aniden ortaya çıkardın. “Burda Va-no-cik, Vanocik burda.” Şimdi neden ortaya çıkmıyorsun Vano? 
Seni bu sabah kaybettik. Oysa dün kucağımdaydın, Cuma günü de klinikten evine dönecektin. Kötü olsan da yaşıyordun. Sevdim, okşadım seni, konuştuk yine ve sen bu kez hafifçe tırnaklarını elime geçirmeye çalışarak cevap verdin. Seni duyuyor muyum dedin? Teşekkür mü ettin?
Ötenaziyi,  hep düşünürdüm zaten. Doğru mu? Gerekli mi? Bas iğneyi gönder gitsin gibi geldi bize. Yapamadık, yapamadığımıza da sevindik çünkü sen de direndin, ümit verircesine, hayatla inatlaşırcasına direndin.  Vanlı damarın tuttu.
Ölüm gelip de kapıya dayanınca hastanın rahatını sağlamak gerekir. Acılar, ağrılar içinde dünyadan uğurlamaktansa, sanki ötenazi düşünülebilir fakat yine de Tanrının mucizesini de göz ardı edemeyiz.
Sen, uslu uslu uyurken uçup gittin. Biz hala üşüyoruz. Lerna ağlıyor, ben taş kesildim. Üzüntüye boğdun bizi Vano.
Beyaz fırtınam, bugün seni toprağa vereceğiz. Bir yerin olsun.
Vanocik, hatıran her yerde ama Sen bizimlesin. Rahat uyu.