Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Meyhaneden
İlia Shestakofİlia Shestakof

Bestekâr Şevki Bey ve Meyhaneci Bedros…….

18 Haziran 2011, Cumartesi - 00:20
 “Hikâyenin kahramanı, Türk Müziği ile az-çok ilgisi olan herkesin tanıdığı Bestekâr Şevki Bey' dir. 
1860 yılında doğan Şevki Bey, kendine örnek seçtiği, devrinin dev bestekârı Hacı Arif Bey'den ders almak için her yola baş vurmuş, herkesi aracı koymuş, ne var ki başarılı olamamıştır. 
Hacı Arif Bey, devrin hükümdârı İkinci Abdülhamid tarafından iki kez saraya musıkî hocası olarak alınmış; iki seferinde de birer cariye ile gönül ilişkisine (eski dilde muaşakaya) girdiği için yine padişah tarafından saraydan uzaklaştırılmıştır. Birinci uzaklaştırmada yalnız kalan Hacı Arif Bey, Erenköy'deki köşkünün bahçesinde gül yetiştirmeye verir kendini. Çevreyle temasını kesmiş,kendi kendini menfâya(sürgüne) mahkûm etmiştir.
İşte tam da o günlerde, yukarıda anlattığımız gibi, Şevki Bey, Hacı Arif Beye çırak olmak azmindedir. Aldığı kesin "hayır" lardan sonra, son çare olarak, Hacı Arif Beyin gül bahçesine bahçıvan çırağı olarak girer. Yakınında olmak bile yetmektedir. 
Bir gün, öğle paydosunda, gül fidanlarından birinin dibinde, kendi kendine bestelerinden birini mırıldanırken bahçede gezinmekte olan üstadın ilgisini çeker, ve ders almaya lâyık bulunarak emeline ulaşır.
Bestekâr Şevki Bey hakkındaki diğer bilgiler :
  • “……. Şevki Bey son yüz senenin yetiştirdiği en büyük şarkı bestekârlarından biridir. Hocası Hacı Ârif Bey'in şarkı bestekârlığında açtığı çığırı genişleten, tamamlayan ve bunu erişilmez yüksekliğe ulaştıran Şevki Bey olmuştur. Suphi Ezgi'nin Türk Mûsikîsi'nin nazariyelerinden bahseden kıymetli eserinin üçüncü cildinde, çeşidi yirmi beşi bulan şarkı şekillerine dair verdiği örneklerin bir kısmını Şevki Bey'inkiler teşkil eder ki, bunlarda ve diğerlerinde görülen ses, usûl, geçki gibi ses mimarimize ait husûsiyetler onun yaratıcı kudretinin eşsizliğine birer delildir.
  • Şevki Bey'i şarkılarında gösterdiği şu harikulâde hususiyetleriyle, kendisinden altmış sene evvel ölmüş modern Lied'in yaratıcısı Schubert'e benzetebiliriz. O da Schubert gibi hislerinin bütün sıcaklığını , inceliğini, şarkılarıyla terennüm etmiş, altıyüz'e yakın şarkı bestelemiş ve nihayet o da Schubert gibi gene genç yaşında hayatının otuzuncu yılında ölmüştür. 
  • Böylece mûsikîmizde kendine özgü bir dekor yaratarak "asil ve ince zevkini kazandığı hocası Hacı Ârif Bey'in şarkiyat vadisinde açtığı zengin dekorlu mektepten esaslı feyz alan Şevki Bey, eserlerinde yalnız kendi zevkine, rakîk uslûbuna ve hüsnitabiatına bağlı kalmıştır. Onun içindir ki, zat-ı tabiatından doğan eserlerinde bir kibarlık ve asalet vardır. 
  • Hepsi şarkı olan eserlerindeki kompozisyon tekniğini, yâni ritm uyumu, usûl değişikliği ve özellikle geçkiler yönünden her bestekâra nasib olmayacak bir biçimde geliştirmiştir. Şevki Bey muhtelif makamlarda yüzlerce şarkı bestelemiştir. Yalnız Uşşak makamından iki yüz'den çok eseri vardır ki, bir makam çerçevesi içinde birbirine benzemeyen bu kadar eser besteleyebilmek ancak müstesna bir kabiliyetin işidir. Bu özellik bir başka bestekârda yoktur. 
  • Bestekârlık yeteneğinin çok güçlü olduğu, yarım saatte bir beste, hatta günde sekiz-on eser bestelediğinin olduğu söylenir. Böylece bin kadar eser bestelediği halde, bunların çoğu kendisi tarafındanbile unutulmuştur.” ²
Aşık olduğu musıkî için bu kadar ısrarcı olan Şevki bey, aşık olduğu kız için ne yapar? Bir de ona bakalım.
Eminönü, Balıkpazarında Bedros Efendinin meyhanesinin müdavimidir Şevki Beyimiz. Her akşamki masa arkadaşları musıkîye vâkıf, yol yordam bilen aynı kişilerdir; akşamdan akşama değişmezler ve de aralarına yabancı almazlar. Müzikle yaşayan bir dost meclisidir o küçücük meyhane. Mekân sahibi Bedros Efendi de zamanın itinden kopuğundan uzak meyhaneciliğin keyfini yaşamaktadır. 
Masada Şevki Beyimizin bestelerini en çok takdir eden, onunla beraber meşkeden, kısası ona en yakın olan kişi, Defterdarlık Milli Emlâk müdürlüğünde çalışan ve Beylerbeyi'nde oturan Hacip Beydir.
Ne var ki, Hacip Bey, Şevki Beyin sevdiği kızın, Natüvan Hanımın babasıdır! Zavallı Şevki Bey, babasına saygıdan, sevdiğine açılamamanın azabını yaşamaktadır.
Her gün sevda-içki çıkmazına dayanamayan bedeni, 1891 yılında, 31 yaşında dünyaya veda eder.
Haber meyhaneye geldiğinin ertesinde meyhaneci Bedros Efendi ortadan kaybolur. bir akşam, üç akşam... Meyhane ehli aramaya dökülür ve Bedros Efendi Boğaziçinin uzak bir bölgesinde, Yeniköy'de bir meyhanede, bu kez müşteri olarak bulunur.
"Şevki Bey yoksa aşk da yok; aşk yoksa meyhane de yok" diyen Bedros Efendi, meyhanesini kapatmıştır.” ¹
Güzel hikâye değil mi? Diyeceksiniz ki “ Bırak işletmeciyi, böyle arkadaşlıklar kalmadı ki, nerdeeeeee böyle dostluklar.” Peki bu dostlukların kalmamasında hiç mi suçumuz yok. Ben kendi adıma çabalıyorum; “ şirket kuruluşları, …..fuarının Hazine Dış Ticaret Müsteşarlı’ ğından desteklenecek bireysel katılım fuarı izninin alınması, bir başka konu ile ilgili sponsor araştırmaları, birlikler ile görüşmeler,…..” diye aldım başımı giderken dur dedim kendi kendime, haftalık raporunu yazmıyorsun ki, pariyazarlar.com’ da yazının sonunda arkadaşlıklardan, dostluklardan bahsedecektinkine yalnış frekansa girdin….Neyse sizler benim ne demek istediğimi anlamışsınızdır…………
İnanın birgün olur da gerçek meyhaneler tekrar hayatımıza girebilirse gerçek dostluklar, gerçek arkadaşlıklarda geri gelecek…
¹Anonim (şimdi bu da nerden çıktı diyeceksiniz, şöyle açıklayayım bendeniz bir zamanlar burdaki bilgileri internetten alıp kaydetmişim, lâkin bugünlerde arama motorundan bu bilgiye ulaşamıyorum, ondandır ki böyle bir çareye başvurdum ) 
² www.turkmusikisi.com/bestekarlar/sevki_bey (Türk Mûsikîsi Tarihi Dr. Nazmi ÖZALP’ ten esinlenerek)