Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Bazen gülüyorum...

14 Ekim 2012, Pazar - 19:14
Uzak seyirlerin yakın dip notları damla damla dökülüveriyor...
Dert bildiklerin dert olmadığı an ve andan kalanların kareli masa örtüsü kaplı masada yudumlanan şarabın baş ağrıtan dizelerine saklanmış gibi...
Rengi fena kırmızı...
Kahkahalar yükseliyor yürek çınlatırcasına...
Bir meyhanenin  gülümseten mekanında hayata dair söylemler...
Tanıdık dedim ya....
Konu yemeğe yarenlik eden aynı dertten müzdarip dostların  aynı söylenmeyen dile gelmeyen susmalarından ibaret..
Dile gelmeyenlerin  tırpanında...
İçsel yolculukların bazen yeni keşiflerinde tesadüfü olmayan buluşmaların omuz olmuş kadehlerine boşaltılan isyanın şafaklara ulaşmayan gecesindeki tek bir an tek bir kare...
Avuç içi terlemelerinde, yürek sıkıştıranlardan uzak bir o kadar yakın gülüşlerinin hayalleri süsleyen devrimsel duruşları...
Emeklerin sarfında tıkanmış bir gönül...
Sırın vermeyen kartal besleyen gökyüzünün hasretliğinde...
Gece güne devrilmiyor... 
Sabahlar uzak...
Sazın teline vurmayan zeybek edasında efeleşmem kendi gönlüme
Aman aman diye inleyen  kadere isyanların  boş lakırdılar arasında yok oluşunda...
Muhabete eşlik edenlerin,  gülümsemelerime  takılı sorularında yeni bir uyanış
“Hep böyle gülermisiniz”
Sahi gülüyorum di mi...
Hep mi
Hep...
Anka kuşunun kanadına....
Gönüle hapsedilmiş her yüreğe...
Sırtımı yaslayamadığın her omuzsuz omuza...
Sevgiyi alışverişe dönüştüren her bireye...
Dostunum diyip kendine bile dost olamayan herkese...
Anlıyorum diyip hiç anlaşilir olmama
Hayatın cilvelerine
Kadere kadere

Gülüyorum gülüyorum, hiç gitmem diyip de hiç gelmeyenlere ...

Bazen yaramaz bir çocuk edasında,

Bazen  bazen bilmişliğin bilmemezliğinde

Bazen anne kucağını yaşayan hiç doğmamış yarınlara hasret beklentisizliğime

Umuda tutunmuş bir tutam sevgi için 

Gülüyorum, gülüyorum...