Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Çemberin dışı
Cenk UrasCenk Uras

Basit su damlacıkları...

25 Ocak 2013, Cuma - 18:30
Kış mevsiminin en sevdiğim yanı;  yaz ve baharları güneşi bulduğunda kendilerini dışarıya  atanların, hava soğuduğunda  evlerine kapanarak,  televizyon karşısına yayılmaları ve böylece sokaklarla caddelerin gerçek sahiplerine kalmasıdır.

Çocukluktan beri ders kitaplarında bile mutlu aile tablosudur;  “soba etrafında gazete okuyan baba, yemek yapan anne ve halı üzerinde oturarak oyun oynayan çocuk. ” O çocuk neden hep yerde oynardı  bilmiyorum!.  Fakat benim ilkokul çağlarındaki Hayat Bilgisi ders kitabımda böyleydi.  Halı üzerinde arabalarla oynayan çocuk, yemek yapan anne, gazete okuyan baba..  Bir odada toplanmışlar ve hepsinin yüzlerinde sinir bozucu bir gülümseme..  Soba başında uyuklayan bir de kedi olurdu ki;  üzerinde tartışılması gereken apayrı bir  konu .  O kadar uyuşuk hayvan mı olur, sanki kediye her akşam bir büyük içirmişler zorla.. Hep uyuklama, hep bir mayışma triplerinde. 

Kar yağdığında ise, aman efendim bir romantizm, bir romantizm!..  İmge üzerine imge pırtlıyor her taraftan..

Anne bir taraftan kereviz pişiriyor..  diğer taraftan ise hava nasıl diye  soran babaya ;  “Burası harika/  her yer kar altında/ ne de güzel yağıyor/lapa lapa..”  diye cevap veriyor ..  Annenin içindeki şair ruhu hortluyor pişen  kerevizin kokuları altında.. Ne güzel!  Normal şartlarda;  “ akşam ne yemek var?  ” der baba..   ama mutlu ya! .. “kih kih kih..!”  gülüyor.

Neyse canım doğa olayları, herkes üzerinde aynı etkiyi yaratacak değil ya..  O aileyi Hayat Bilgisi kitabında bırakarak yağmur konusuna dönelim. Yağmur deyip geçmemek gerek.. Önemli mevzudur kimilerine göre. Ne şarkılar söylenmiş, ne filmler  yazılmıştır adına.. İyi de yapılmıştır..  Bence de şu tabiat olayları içerisinde övgüyü en hak eden, insana en huzur verendir ..

Yalnız şu yağmur yağdığında şaşıranları ve bu konuyu abartanları  anlamıyorum hiç.

Kimileri sabah uyandığında, burnunu cama dayayıp,  gözlerini kocaman açarak;  “aaa yağmur yağıyor!” diye şaşırıyor.

Kimileri;  “eyvahlar olsun, nasıl gidececeğiz biz şimdi iş yerine!”  diye panikliyor.

Kimileri sevgilisine telefon ederek;  “aşkım bak ne güzel yağıyor!”  şeklinde abartılı bir romantizme bulanıyor.

Bazıları gök gürültüsü duyduğunda  saklanacak delik arıyor.

Yetkililer açıklama yapsın artık!..

“Paniğe, telaşa, korkuya gerek yok.  Bu durum;  Dünya varolduğundan beri yaşanan,  atmosferdeki su buharının yoğunlaşması ve  buharlaşması  ile tepemize inen basit su damlacıklarıdır. Lütfen rutin yaşantınıza devam edin.  Gündüz patrona, akşam karınıza/kocanıza  yalan söyleyin.  İş yerinize giderken pastaneye uğrayıp, iki poğaça, bir çay yiyin vs..vs..”

Biraz gayret edin .. Başarabilirsiniz!

Kış  mevsiminde olduğumuza göre;  sevinerek söylemeliyim ki,  artık hep ıslanacak, üşüyecek,  oranız  buranız çamur olacaktır. Siz en iyisi kışları evlerinizden çıkmayın, sokaklarda ıslanmayın.. 

Hayat Bilgisi kitabının, hayatın kendisi ile örtüştüğü tarafları gösteren bir önsöz çıkarsa hemen alın. Tabi bu hayatı öğrenmek için “bize gereken önsöz değil, dansöz derseniz” ona da eyvallah!

Neyse bugün yağmur da yok kar da.. 

Yazdan kalma bir gün..Laylaylom..laylaylom..devam…