Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Bana yeter misali...

21 Mayıs 2013, Salı - 01:09
İçi boşalmış kelimeler, dolu dolu söyleniyor ki...
Kulak duyuyor, ya yürek....
Kavramlar birbiri içerisine girmiş, kör düğüm misali... Artık tercuman gerekiyor, kimin aslında,ne dediğini anlayabilmek adına...
Kirletiliyor, güzel olan her neyse o...
Yaş eskittim ondan mı?
Yoksa göz görüp gönül umduğundan mı?
Soruların yanıtını bilmenin büyük yorgunluğundan mı?
Susuyorum, çığlık çığlığa...
Derin derin ahlarım kulak delse de...
Duyarsızlığın vurgununda, diplerden su yüzüne vuran yosunun kokusunda, nafile kaçışların, oyun oynayan adamların sobelerinde, umursamak bile abes ile iştigal halinde...
Her şey boş...
Gereksiz kırılganların arifesinde koca bir yazık çıkıveriyor gönül telinden...
Saçmalamanın sınır deleninde güzel telafuzlar, uzaktan ve sebepsiz...
Kim diye kulak tırmalanıyor ya şimdi...
Yanıt ilk kez net...
Hiç olmamış, hiç doğmamış, hiç yaşamamış, hiçliğin, hayal kahramanı, artık rüyaları bile süslemiyor.
Tüm varoluşun kaybolmuşluğunda, anlatamam yüreksizliğini ki...
Büyüklüğünün garip tezahurunun böylesi silinişi, garip bir roman gibi...
Hayranlıkla izlediğin bir film karesinin asıl oyuncusunun finalde, karaktersizliğiyle perdeden silinişi misali...
Ya da kitap kahramanının akılın firene  basması sonucu çalışmayan beyinin ürünü misali...
Ardı arkası kesilmeyen bir ileri iki geri, kırıp dökük mahsullerin hasat zamanı artık ne denir ki...
Sen sağ, ben salim
Bana yeter misali...
Sadece güven isteyen sıradan bir diyaloğun, ruhsuz çırpınış öyküsünde...
Rol kesmeyen karakter aranıyor...
Gerisi nasıl olsa her türlü renge boyanabiliyor, gökkuşağını yere indiren engin gönülün kement atışında...
Yol alıyorum, gidiyorum demeden...
Neden mi?
Artık hiç bir bahanem kalmadı da ondan...
Söz söyleyip sözü öz eden olmayınca, vakit harcamanın gereksizliğinde...
Yazda yaz, kışta kışı yaşamak adına....
E daha başka ne denir ki?
Anlatamam, okumak lazım....