Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Arka Güverte
Orhan CanOrhan Can

Ay çimlerde parladı...

15 Aralık 2011, Perşembe - 01:14
Beyaz Kelebekler Vadisi’nde sekize 10 kala.
Büyük gösteriye 5 dakika var! Kalbim “güm güm” atıyor!
Beşiktaş, Avrupa maçlarında karşısına çıkan rakiplerinin altına “Çim serer” demiştim.
Çünkü; siyah-beyazlı ekip, bazısından 1, bazısından 2 gömlek daha üstündü.

Tam karşımda 3 adamın resmi var.
Ortada Serdal Adalı, bir yanında Tayfur Havutçu, bir yanında Ahmet Ateş.
Altında ise “Yuvanıza hoş geldiniz” yazıyor.
“Aklanın da gelin” saçmalığından sonra pek hoşuma ‘geliyor’ bu yazı doğrusu!
Öz Türkçe konuşuyorum bakın..
“Hoşuma geliyor” diyorum.. Olay, benden uzaklaşmıyor, bana yaklaşıyor yani!
İnönü şimdiden “yıkılıyor..”!
Ve Beşiktaş ısınmak için sahaya çıkıyor çılgın alkışlar altında..
İnönü’de bir bahar havası hakim. Neredeyse, denize “giresim” geliyor.
Belli olmaz benim işim. Dragos Liman’da sevinçten hani!
Hele bir de hararet basmışsa beni, cumburlop suya “düşebilirim”..
Bu gecenin sonunda; ihtimal ki, böyle bir şey yapabilirim.. Maksat sevincim pekişsin!
Ve İnönü yıkılıyor arkadaş yıkılıyor..
Stattaki bir avuç İngiliz şaşkın şaşkın izliyor taraftar şovu!
Çarşı Grubu, yüzlerce püskül ve konfetiyle İnönü’yü bir bayram yerine çevirdi!
İlk ataklar Beşiktaş’tan.. Ernst nefis vurdu. Kaleci kornere attı..
Beşiktaş üst üste pozisyon kaçırıyor. İngilizler şaşkın.
Ben kaçan her pozisyon için “Agh, agh” diyorum..
Tur için beraberlik yeterken Beşiktaş saldırmaya devam ediyor!
Bu oyun bana keyif veriyor ama sonuç önemli bu gece.
“İstanbul’a da bekleriz” demiştim hakem desteğiyle aldıkları o maçın sonunda.
Alın size bir İnönü gecesi..!! Ah ah, Holosko bir gol kaçırdı ki.. İnanılmaz!
İsmail’in bir hatası fena oluyordu. Rüştü mutlak golü kornere attı..
Ben o spiker arkadaş gibi “her yerinden” değil de gözlerinden öpüyorum Rüştü kardeş..!!
Beşiktaş yine güzel geldi.. Bu maçta Quaresma olacaktı arkadaş!
Almeida caza sahasının önünde iyi vurdu. Kalecinin beli kırılacaktı az daha.
Ah İsmail ah! Yanlış bir pas, golü attı İngilizler.!! Egemen’e çarpan top filelere gitti.
Atamayana atarlar oldu.
Arkasından, Egemen’in yanlış pası. Az daha filelerle buluşacaktı.
Fernandes’in şahane şutu kornere çıktı.
İlk yarıda Beşiktaş o kadar pozisyonu harcadı ki..

Bakın, yaz gecelerinde ay adaların üstüne yatar kimi zaman..
Denizin üstünden karaya doğru gümüş renginde bir ışık süzmesi yayılır.
Deniz parlar...
Bulunduğuz yere doğru o ışık kümesi, üçgen gibi süzülür..
Ay öyle parlak, öyle ışıklı süzülürken karaya doğru, bazen ben de o gecelerde,
AY'a doğru yol yaparım. Tek başıma. Yapayalnız! Sadece seyir ışıkları yanar..
Geriye bakmam ama asla!
Adaların arasından geçer ve o gümüş rengi denizin üstünde yapayalnız giderim..
Hayatta da geriyle bakmayacaksın asla.. Hayıflanmayacaksın! Ders alacaksın ama geçmişten.
Şimdi ikinci yarı..!! İlk yarıyı unutacaksın.. Önüne bakacaksın..
Ve penaltı oldu. Almeida’yı biçtiler.. İngiliz kırmızı kartı gördü.
Fernandes topun başında.. Vurdu gol oldu.. GOLL.. oh be.. 1-1 oldu.
Dedim ya, geriye dönüp bakmayacaksın.
Denizde, kaptanın iyisi arkasına dönüp bakmaz. Hep ileriye bakar!
Ancak, arkasında ne olup bittiğini hisseder ha.
Dümenin iz suyunun daima düz olmasını sağlayacaksın..
Ay ışığından oluşan o gümüş renkli ırmağın üstünde, nereye gittiğinden emin seyir yapacaksın..!!
Kısacası, “Yaşandı bitti” diyeceksin.. İleriye bakacaksın.. Panik yapmayacaksın!
Almeida alkışlar içerisinde oyundan çıktı. Şansızdı bu gece bu çocuk!
Ama sayesinde penaltı attı Beşiktaş..
Ve 2. GOLL geldi, gollll!!
Fernandes korneri şahane kesti. Mustafa’ya da golü atmak kaldı..
Ve tribün şovu İngilizler hayranlık içinde seyrediyorlar..
Hele hele, o atkılar hep beraber sallandıkça beyaz kelebekler vadisine dönüyor İnönü..!!
Eriyorum işte o zaman ben. Vallahi eriyorum!
Vay anam vay! GOLL oldu gol.. Edu sol çaprazdan muhteşem bir gol atı.. 3-1 oldu.
Hep ileriye bakarsan, böyle başarılar gelir işte.
İşte bu yüzden, kavunun iyisi “gerisinden”, kaptanın iyisi de ileriye bakanından anlaşılır!!
Yani, geriye bakan denizciden bir hayır gelmez adama..!!
Ay ay, az daha 4 oluyordu, olmadı anacığım olmadı..!
Ve binlerce taraftar atkılarını açıyor dudaklarda o meşhur şarkı..
“Bir şarkısının sen, ömür boyu sürecek,
Dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek!!”
Ve maç bitti. Ben bu gece Dragos Liman’da denize atlarım anam babam.
Sevincimiz pekişsin arkadaş..!!
Yanımda Hürriyet Gazetesi’nin başarılı genç spor muhabiri Fatih Saboviç vardı.
“Yahu” diyorum içimden “Bu çocuk uğurlu geliyor, bununla maç seyrettim mi Beşiktaş ‘tamam’ yapıyor..!!”

Ve İngiltere’deki maçtan sonra “Sizi İstanbul’a da bekleriz”, bu Beşiktaş bu takımların altına “Çim serer anam babam çim serer..” demiştim hani!
Şimdi, aklıma güzel bir fıkra geldi. Onu anlatayım.

Günün birinde; gerçekte gerçek olmayan, uzak diyarların çok uzak bir ülkesinde, eşkıya bir köyü basar ve çok zengin olan Ağa’nın karısıyla birlikte 3-5 kadını alır gider.
Ağa bu işe çok sinirlenir. Hemen adamlarıyla iz sürüp eşkıyayı kuşatır.
Tabii, eşkıya kadınları bırakıp kaçar
Ağa hemen karısının yanına gider ve sorar;
- Ne yaptılar size hele anlat.
Ağa’nın karısı bu soruya sinirlenir ve şöyle yanıt verir:
- Ne yapacaklar, hepimize tecavüz ettiler.
Bu sefer Ağa çok sinirlenir ve hiddetle “Söylemedin mi Ağa’nın karısı olduğunu?” der.
Kadıncağız “Söylediiim..” diye yanıt verir:
“E, ne yaptılar o zaman?” diye tekrar sorar Ağa..
“Ne yapacaklar, altıma halı serdiler...” diye cevap verir kadın.

Futbola dönersek, İnönü’nün çimleri de çok güzeldir vallahi..!!

Neyse OC sevinç içinde kaçar bu gece..
En Kalbi Muhabbetlerimle..!!
Ben Can; Orhan Can..