Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Tatlı Cadı
Lerna Kaprielyan BağdasaroğluLerna Kaprielyan Bağdasaroğlu

Atlantis' ten gelen...

02 Aralık 2015, Çarşamba - 22:41
Son yıllarda Yılbaşı yaklaştıkça, Yılbaşı Ağacı yada Noel Ağacı süslemekle ilgili çeşitli tartışmalara şahit olmaktayız. ''Çam ağacı süslemek Hıristiyanlık sembolü müdür?'' sorusuna ne cevap verirdiniz? Ünlü Sümerolog  Prof. Dr. Muazzez İlmiye Çığ'a göre sanılanın aksine eski bir Türk adeti...
Tanrı'ya inanan ve çocukluğumdan beri  her yıl çam ağacı süsleyen biri olarak, son birkaç yıldır okuyup öğrendiklerimi paylaşmak istedim...
Konuya üç büyük dinin kutsal kitaplarında değindiği Nuh Tufanı'ndan gireceğim;  Hemen hepimizin okul sıralarında öğrendiği tarih bilgilerini, dini bilgileri hatırlayıp, güncel kitaplardan bir iki doneyle harmanlayalım mı? Nuh Tufanı'ndan Tevrat, İncil ve Kuran-ı Kerim'de bahsedilmiştir. Buraya kadar hemfikir miyiz? 
Şimdi geliyoruz heyecanlı bölüme;  Tufandan (doğal afetlerden)Mezopotamya ve Orta Doğu daha az etkilenmiştir. 80'li yılların başında heyecanla izlediğimiz Atlantis'ten Gelen Adam'ı hatırlar mısınız? Bu büyük doğal afetlerde önce Pasifik Okyanusu'ndaki  Mu Kıtası daha sonra da Atlantik Okyanusu'ndaki Atlantis Kıtası parçalanarak hemen hemen tamamen sulara gömülmüşler, diğer kıtalarda ise kısmi parçalanmalar ve büyük su baskınları meydana gelmiştir.
Marmara Denizi ile Karadeniz'i birleştiren İstanbul Boğazı bu dönemde açılmış ve iki denizi büyük bir selle birleştirmiştir. (Discovery'de bu konu hakkındaki  videoyu izleyebilirsiniz) Meydana gelen tüm bu büyük doğal afetlerin sonucunda Dünya üzerinde yok olmaktan kurtulabilen tüm uygarlıklarda büyük bir gerileme kaçınılmaz olmuştur. Kurtulabilenler boş alanlara yerleşmişler ve her türlü teknolojik imkandan yoksun kalmışlardır. (Şu anki teknolojinin elimizden kayıp gittiğini düşünelim, halimiz nasıl olurdu, ki kadim uygarlıklar bizden daha ileri düzeydeydi tufan öncesi ama oralara girmeyelim)
Klasik Tarih Bilimi'nce Demir Çağ'ın, Mezopotamya'da M.Ö. 12. Y.Y.'da, Avrupa'da ise M.Ö. 8. Y.Y.'da başladığı söylenir. Bu yozlaşmayı nispeten yavaşlatabilen Orta Asya, Mısır ve Mezopotamya yörelerindeki  bazı merkezler ise, bugünkü uygarlıkların beşiği olmuştur.( Orta Asya'da  Şamanlar ve Tibetliler, Mezopotamya'da Sümerliler, Kuzey-Doğu Afrika'da Mısırlılar). Orta Amerika Kıtası'nda Mayalar da çok önemli uygarlık merkezidir ancak bu toplumla çok fazla bir irtibatı olmamıştır. (Kaynakça : Ergun Candan - Antik Mısır Sırları) Kültür beşiği Mezopotamya'ya gelecek olursak; henüz tek tanrılı dinlere geçilmemişken Paganizm hakimdi dünyada. Paganizm'in altın kuralı, her şeyin doğadan geldiği ve tekrar doğaya dönecek oluşudur, batı dillerinde Latince ''Kırsal'' anlamına gelen Paganus kelimesinden türemiştir.
Genel anlamda Paganizm, İlahi dinler dışındaki inanışlar için kullanılır. Dünyanın birçok yerindeki  farklı türde inanışlar, mitoloji hatta putperestlik bile paganizmin kolları olarak tanımlanır.(Politeizm, Şamanizm, Animizm, Panteizm gib.) Bizi ilgilendiren, doğa temelli paganizm türüdür (bazı kaynaklarda  Öz Paganizm olarak adlandırılır). Detaylarda boğulmadan kısaca Paganizm deyip konuya dönelim...Paganizm'de,  tek tanrıçaya (Doğa Ana'ya) ibadet vardır. Bu paganizm türü, mitoloji ve putperest  dinlerden önce ortaya çıkmış, zamanının temel inanç şeklidir. Paganlar sadece tek tanrıçaya (Doğa Ana) ve ondan düşük derecede bazı yardımcı tanrı veya tanrıçalara inanırlar.
Paganizm'e göre dünyada var olan her canlı veya cansızın Doğa Ana tarafından yaratıldığına inanılır. Sembolize edildiği renk yeşildir(bazı kültürlerde kahverengidir). Doğa Ana, Dünya Ağacı ile özdeşleşmiştir. Dünya Ağacı yada diğer adıyla Hayat Ağacı, dünya üzerindeki  antik zaman dinlerinin en belirgin ortak noktası ve sembolüdür.  Dünya Ağacı dışında kutsal kabul edilen bir diğer ağaç çam ağacıdır.
Hıristiyanlık'taki çam ağacı süsleme geleneği  Paganlar'ın doğadaki ölümsüzlüğün sembolü olarak çam ağaçlarını kutsal saymasıdır. Çam ağaçları yaprak dökmediğinden, 'Ölümsüz' olduğuna inanılmıştır.Gelelim fazla bilinmeyen bir başka gerçeğe; Hıristiyanlık'ın kutsal sembollerinden haç (Ankh) Pagan kökenlidir ve Zodyak Takvimi'nden  alınmıştır. Zodyak Takvimi'nin eski versiyonlarında ortada Güneş Tanrısı yer alırken, Hıristiyanlık'ın yayılmasından sonra onun yerini İsa Peygamber almıştır.
Güneş Tanrısı'nın kutsal gününün Pazar günü (Sunday) olması ve Hıristiyanlık'ın da Pazar gününü kutsal kabul etmesi tesadüf değildir...
Bitiriyorum, başa dönüp,  gelelim Prof. Dr Muazzez İlmiye Çığ'ın açıklamalarına; ''Çam ağacı süslemek tamamıyla Türk adetidir. Eski Türkler'de yerin göbeğinden göğe kadar bir ağaç tasavvur ediliyor. Bu Hayat Ağacı. Sümerlerde de var. Türkler'de güneş kutsal  ama tanrı olarak kabul edilmiyor. 22 Aralık'ta günler uzamaya başlayacak.
Bunu 'Yeniden Doğuş Bayramı' olarak kutluyorlar.  Türkistan'da bir ağaç varmış, Akçam Ağacı. Bu ağacı evlerine getirip koyuyorlar, altına o sene Tanrı onlara güzel şeyler verdiği için hediyeler koyup, dallarına ertesi sene Tanrı'dan niyaz ettikleri  şeyler için paçavra bağlıyorlar...''diyor hoca. (Bkz. Google) Tanıdık geldi mi? 
Paganizm'den günümüze gelen semboller, adetler bu kadarla kalmıyor;  Yahudiler'in, Hıristiyanlar'ın, Müslümanlar'ın dua ettikten sonra söylediği ' Amen, Amin ',  Mısır Tanrısı Amon'dan gelmektedir... Günümüzde ağaca çaput bağlamak, türbeleri  ziyaret etmek ve daha pekçok gelenek İslam Dini'ne Paganizm'den geçmiştir... Örnekler çoğaltılabilir... Diyeceğim o ki; hali hazırda tek tanrılı dinler inananlarının kutsal kitaplarda yazmayan 'ancak uygulanan'  gelenekleri  aslen Pagan kökenli  olup, Kadim Uygarlıklar'dan devraldığımız mirastır.
Geleneklerin nereden geldiğini ve  ne amaçla yapıldığını bildikten sonra daha bir coşkulu kutlar oldum yılbaşını. Her sene , dünyanın dört bir yanında  'Çam Ağacı' süsleyen milyonlar, aynı Sümerler gibi evlerine sağlık, huzur, mutluluk, bolluk ve bereket  getirmesini diliyorlar...Tüm bu iyi dileklere ilave olarak insanlığa 'sevme yetisi ve barış' diliyor, hepimize uğurlu gelmesini temenni ediyorum yeni yılın...
Mu Uygarlığı'ndan, Atlantis'ten gelen atalarımızın anısına, hepimiz biriz, aynı kökteniz 'İnsanız' diyorum...  İçimde hiç büyümeyen bir çocuk var. Ömrüm oldukça kızımla her yıl şarkılar söyleyerek çam ağacı süslemeye, sahip olduklarım için şükredip, dilekler dilemeye devam edeceğim. Gücüm yettikçe ihtiyacı olanlara el uzatmaya da...Çünkü sevgi esastır... Sevgi yeşersin, kocaman Hayat Ağacı'nın gölgesinde huzur bulalım hep birlikte...