Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Doğal
Kamil TezgelKamil Tezgel

Aradığınız Melahat ablaya ulaşılamıyor...

01 Ekim 2013, Salı - 16:34
Melahat abla bakır güğümde kaynattığı suyu  çinko leğene dökerken bir yandan da bağırıyordu.
-Buraya gelll Allah’ınn cezası bitli piçkurusuuuu !
Çocuk ise saklandığı tahta perdenin arkasında  gözünü budak deliğine dayamış Melahat ablayı,izliyordu o korkak  bakışları ile.
Melahat abla tahta tabureye oturdu bakır hamam tasını,bir kalıp beyaz sabunu,bir top pamuğu ,bit tarağını ve bir şişe gazyağını çinko leğenin yanına sıra ile dizdi.
Sonra elini sütyenine sokarak sütyen ile memesinin arasına koymuş olduğu Gelincik sigarasını çıkardı.Sigarayı çıkartırken diğer memesi ile sütyeninin arasında olan mendile sarılı paralarını kontrol etmeyi de ihmal etmedi.
Eteklerini  dizlerinin üzerine kadara çekerek bacaklarının arasına sıkıştırdı,sigarasını yaktı ve derin bir nefes çektikten sonra ayağında olan takunyayı çıkartarak tahta perdeye doğru olanca hızı ile fırlattı.
-Allah’ın cezası  sana buraya gelll demedim mi…diyerek tekrar ve hırsla bağırdı.
Çocuk ise saklandığı yerden çıkarak ayağında lastik ayakkabılar,şortunun düşmüş askısı ve korku dolu bakışlar ile yaklaştı Melahat ablanın yanına.Melahat abla sigarasının izmaritini yere atıp söndürecekken az önce fırlatıp attığı takunyasının teki geldi aklına.Yine bağırdı avaz,avaz hem de yanında olan çocuğa..
-Allahın cezasıııı git takunyamı getir.
Gelen takunyanın tekini ayağına giydi,sigara izmaritini olanca hızı ile ezerek toprağa  gömdü.Çocuk  üstünü başını çıkarmış ve kıçında donu ile içi sıcak su dolu olan çinko leğene girmeyi bekliyordu.Melahat abla ise bir göz işareti ile takunyasını göstererek donunu da çıkarmasını istedi çocuktan.
Donunu da çıkardı çocuk evin bahçesinde çırılçıplak kalmıştı.Bir an önce bu eziyetin bitmesini istiyordu.Acele ile leğene bir adım attı ama kafasını salladı Melahat abla.Elindeki beyaz sabun kalıbını çocuğun kafasına vurarak,
-Piç kurusu önce bitlerin temizlenecek sonra leğen diyerek eline bit tarağını aldı,pamukları bit tarağının dişlerinin arasına itina ile geçirdikten sonra gazyağı şişesinden göz kararı gazı tarağa döktü Fazlasını sert birkaç el hareketi ile yere doğru silkeledi.
Bu arada çocuk başına gelecekleri bildiği için korkak ve endişeli gözler ile Melahat ablaya bakıyordu.
Melahat  abla oturduğu tabureden kalktı,çocuğu oturttu ve başladı bit tarağı ile saçlarının taramaya..
Pamuk  birkaç kez tarama sonrasında bit doluyor ve Melahat ablada pamuğu değiştiriyordu.
Değiştirdiği pamukları yanmakta olan ateşe atarak yakıyor ve en sonunda çocuğun saçlarını kontrol ederek daha büyük bit kalmış ise onları da tırnakları ile çıtlayarak eziyordu.
Melahat abla sonra çocuğu bir güzel yıkadı ,kuruladı  öptü ve kokladı.
Tertemiz  elbiselerini giydirdi ve kendinden en  az onbeş yaş küçük olan ağzında sigara,elinde çay tepsisi ile kırıta kırıta yanına yaklaşan annesine de,
-Kız sürtük bak bu son olsun. Fellik,fellik gezeceğine bir daha kendi çocuğunu kendin bitle diyerek ayağa kalktı, çay tepsisinden bir bardak çay ve tabağın altına konmuş olan parayı alarak,elini sütyenine soktu.
Önce elindeki paraları katlayarak sütyen ile memesinin arasına koymuş olduğu mendile sardı.Sonra da diğer sütyeninden gelincik sigarasının paketini  çıkardı.Son kalan sigarası ile gelen çaya eşlik ederek biraz yorgun,biraz kızgın ve biraz da mutlu bir şekilde tasını tarağını toplayarak kırık dökük bahçe kapısından çıktı gitti Melahat abla..
Belki bir başka mahalleye,belki yan komşuya . . .
Arıyor insan Melahat abla gibi insanları şimdi,ama hep aynı ses var kulaklarda’’Aradığınız Melahat ablaya’’ulaşılamıyor . . . . .