Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Cafe keyif
Cengiz PalaCengiz Pala

Antalya'nın alplerine kıymayın...

05 Haziran 2011, Pazar - 22:01
Doğal güzelliklerden, bu güzellikleri paylaşmaktan hoşlanan arkadaşlarımızla birlikte bir Antalya kaçamağı yaptık. Antalya-Kundu’daki evlerinde bizleri ağırlayan, bununla yetinmeyerek, kendilerinin daha önce gördükleri yerleri bizim de tanımamız için programlar yapan dostlarımızla çok keyifli bir gün yaşadık. Sizlerle bu güzellikleri paylaşmak istedim…
İlk durağımız Akseki’ye çok güzel eserler kazandıran, hemşerileri tarafından sevilen, sayılan ve anısı yaşatılan Ömer Duruk’un adını taşıyan tesisleriydi. Tesislerin Genel Müdürü Rıfat Özkan’ın misafirperverliği, güler yüzü görülmeye değerdi. Göreceğimiz yerleri büyük bir titizlikle organize eden Rıfat bey, Sevgili oğlu Zafer Özkan’dan bize eşlik etmesini rica ederek bizleri akşam görüşmek üzere uğurladı.
İlk olarak Ömer Duruk müze evini gezdik. Eski bir konak olan yapı, özel odaları, eski mimari özellikleriyle bizleri hayran bıraktı. Bize Safranbolu evlerini anımsatan konak, yurtdışı ve yurtiçi konukları ağırlıyor, nefis bahçesinde özel menüleriyle yöresel tatlar sunan organizasyonlara ev sahipliği yapıyor. Bu güzel yapıyı ölümsüzleştiren fotoğraf çekimlerinden sonra yola koyulduk.
Üzümdere deresi üzerindeki alabalık tesisleri ise cennetten bir köşeydi sanki. Nefis alabalık ve salata ile karnımızı doyurduk. Hiç kalkmak istemiyorduk ama yaşanacak çok şey vardı bugün.
Alp dağlarına alternatif, gezmeyi seven biri olarak ilk defa tırmandığımız dağlar bizleri büyüledi. 1500 rakıma kadar, kıvrıla, kıvrıla ve çam kokularından bol bol oksijen ihtiyacımızı gidererek, Gümüşdamla(Zilan)’a ulaştık. Burada da bir alabalık tesisi ve küçük bir un değirmeni vardı.  Bizi bu güzel günümüzde tek mutsuz eden bilgi, bu bölgede başlayan Hidroelektrik santralinin yapımıydı.
Bu kadar HES yoğunluğu yaşanan güzel ülkemizde, buraya yapılabilecek en büyük kötülüğü nasılsa duyamamıştık. İsviçre Alp’lerini gören ev sahiplerimiz, ‘’İnanın bu doğal ve vahşi güzellikler Alp’lerde yok, buralara nasıl kıyarlar’’ diyerek üzüntülerini dile getirdiler. Gelecek nesillere bırakmamız gereken bu güzellikleri yok etmek nasıl bir duygudur? Her canlının tatması, görmesi gereken bu güzellikleri yok etmek işte günah tam da budur…
Sonraki durağımız şirin mi şirin, her türlü altyapının tamamlandığı, eski ve yeni yapının birbirine uyum sağladığı Cevizli beldesiydi. Rıfat Özkan beyin evinde bahçeden toplanan erik ve çay molasından sonra gezimizin son durağı Tınaztepe mağaralarına doğru yola koyulduk. 1580 metre uzunluğundaki mağarayı ilk Fransız bilim adamı Michel Bakalowichz keşfetmiş(1968). Daha sonra 1970 yılında Jacques Cousteau ekibinden Alman Reinhold Messner ve arkadaşları mağaraların ve yeraltı göllerinin 22 kilometre olduğunu keşfetmiş, Almanya’da Dünya harikaları adlı kitapta yayınlamışlar.
Dolu dolu geçen bu geziyi mümkün olduğunca kısa bilgilerle size sunmaya çalıştım. Yöre insanının misafirperverliğini, eşsiz güzellikleri ile bu bölgeyi mutlaka görün. Sevgiyle