Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Tatlı Cadı
Lerna Kaprielyan BağdasaroğluLerna Kaprielyan Bağdasaroğlu

Anlıyorum demekle, anlıyormuyuz ki...

07 Ekim 2013, Pazartesi - 23:43
Son günlerde gündemi meşgul eden pek çok konuyla ilgili fark ettiğim şey kendimizi bir başkasının yerine koyarken aslında koyamadığımız.
Lise dönemimde izlediğim, ne film adını, ne yönetmen nede oyuncularını hatırlayamadığım ama bir sahnesini ömrüm boyunca unutamadığım, hayata, insanlara bakış açıma yön veren mihenk taşlarından biri olan o sahneyi paylaşmak istedim.
Film ABD’de siyah beyaz ayrımcılığının tavan yaptığı dönemi işler. Liseli beyaz çocuk, siyah ayrımcılığının abartıldığını savunmaktadır. Siyahi öğretmen notları çok düşük olan ve dersinden sınıfta kalması aşikar olan öğrencisine hayatının teklifini yapar. Bir hafta boyunca siyahi ten rengiyle beyazlar arasında yaşayacak, gözlemlerini rapor edecektir.Gerçekçi bir raporla gelirse dersinden sınıfını geçecektir.
Çocuk gözünü kırpmadan kabul eder teklifi. İlk işi ayakkabı boyası alıp elini, yüzünü siyaha boyamak olur. Beyazların gittiği restoranlara alınmaz, kapıda ‘’Köpekler ve siyahlar giremez ‘’yazmaktadır. Beyaz çetelerin olduğu sokaklarda dolaştığında kovalanır, darp edilir. Market sahibi ‘’Su kalmadı’’ deyip su satmaz.
Beyaz çocuklar haraç kesmeye çalışır, ellerinden zor kurtulur. Bir hafta sonunda yazdığı detaylı rapor eşliğinde, mahçup bir tavırla öğretmenine ‘’Haklıymışsınız, sizin ayakkabılarınızı giyinmeden anlamak mümkün değilmiş çektiğiniz acıyı‘’der. Öğretmen ‘’Sınıfı geçtin evlat , anlamışsın’’der. Çocuk ‘’İstediğim an yüzümdeki boyayı silme şansım olduğunu bilmek büyük rahatlıktı öğretmenim, çok korkunçtu. Önceki sözlerim için özür dilerim‘’der.
Öğretmen ‘’Sandığımdan da iyi kavramışsın durumu evlat‘’der.
Keşke hatırlayabilsem bu film adını ve kızıma da izletebilsem. Herkes izlese ve başkalarının ayakkabılarını giyip yaşamak nasıl olurdu diye düşünse. O ayakkabılar ayağından hiç çıkmayacakmışcasına...