Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Tatlı Cadı
Lerna Kaprielyan BağdasaroğluLerna Kaprielyan Bağdasaroğlu

Anlatamam, okumak lazım...

24 Eylül 2013, Salı - 00:26
Bu günlerde kendime bir iyilik yapıyorum. Yaz boyunca koşuşturmaktan okumaya fırsat bulamadığım kitapları ard arda okuyorum…
Bilen bilir, oldum olası okumayı çok severim. Okuduğum kitaba dalıp gider, her birini saklar, bazen açıp tekrar okurum ve evet itiraf ediyorum onları paylaşmaktan da pek hoşlanmam, aslında hiç hoşlanmam… Kitaplarım benim, kardeşim! Alıp da geri getirmeyeni var, birşeyler damlatıp kirleteni var , var da var! Oysa onlar benim bir parçam. Her birinden pek çok şey öğrendim. Babam çok okur, bildim bileli kitap düşmez elinden. Ortaokul çağımda onun Zagor’larını, Mister No’larını aşırıp kitaplarımın arasında büyük zevkle okuduğumu hatırlıyorum. Garibim annem biricik kızını Zagor Tenay okurken yakalayıp, babama dert yandığında ‘’Bırak ne isterse okusun, bugün Mister No okur, yarın roman, ertesi gün tarih. Hem resimli romanlardan da pek çok öğrenir, hayal gücü gelişir, espri kabiliyeti oluşur. İllaki birşeyler kapar okuduklarından.’’derdi. Haklıymış, resimli romanlar yerini zamanla romanlara, kişisel gelişim kitaplarına, tarih kitaplarına , duruma göre pek çoğuna bıraktı. Kızım da çok şükür sevdi okumayı. Elimde kitap yatağa uzandığımda bir bakmışım yanıma uzanmış okuyor. Son günlerde kişisel gelişim kitapları gündemimde. Bir kısmı nefs üzerine, bir kısmı kendini sevmek ve kontrolcülüğü bırakıp huzur bulma üzerine. Nefs kısmı pek de zor gelmiyor, pek çok yönümü törpülemeyi başarmışım. İnsanları yargılamamayı başarıyorum, sabırlı olma konusunda epeyce yol almışım. Bitter çikolata konusunda alınacak yolum çok uzun, başaramıyor, karşı koyamıyorum. Of, nedir bu çikolatadan çektiğim!
Taş çatlasa bir gün dayanabiliyorum.Kendimi olduğum gibi kabul ediyor, kusurlarımı biliyor ve seviyorum. İş kontrole gelince orda karışıyor devrelerim. Kontrolümden çıkınca olaylar sinirleniyor, geriliyorum. Yine de epeyce yol kat ettim. Okuduğum son kitapta şöyle diyor
‘’Kendini akıntıya bırak. Tanrı’ya yüzde yüz güvenmek ve teslimiyet içinde olmak, hayatın akışını değiştirir ama çoğunlukla iç sesimiz, ona güvenmemeyi seçer. Çoğu kez ,dua ederken bile ‘’Şimdi bunu Tanrı’ya bırakırsak o kendi kafasına göre takılır, benim istediğim değil onun istediği gerçekleşir!’’diye başka bir iç ses konuşmaya başlar. Tanrı’dan gelebilecek her şey, çekim yasası ile bilinçaltımızda bulunan duygular ve inançlarla paralel gider. Eğer umutsuzsak, inançsız ya da güvensizsek , bilinçaltımız ona göre olayları hayatımıza yönlendirecektir. Kontrol dürtünü bırak, Tanrı şah damarından daha yakınında.’’
Daha çok okumam lazım çok…