Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Güneş'den
Güneş Batum EsenGüneş Batum Esen

Ama şimdi öyle mi?...

14 Haziran 2015, Pazar - 13:04
Eskiden “delikanlı “adam” dedin mi gizliden saygı duyulur ama en çok da sevilir, imrenilirdi.
Delikanlı adam olmak bir itibardı çünkü. Herkese nasip olmayan.
Yolda bir yaşlı görse hiç düşünmez yardım eder, kışın soğukta bir hırka ile gezer,
Aç kalsa “yemedim  “ demez, kendisinden büyük her gördüğüne saygı eder, çümkü tecrübeyi severdi.
Hele kazanma derdi hiç olmaz, girmezdi yarışa. Gerekirse var idi ondaki güç, cesaret.
Ama şimdi öyle mi?
Şişirilmiş vücutlar,  ille de zayıf incecik olmak gereken bedenlerle dolanırken ortalıkta sanırsınız ki “delikanlı adam” ,”delikanlı kız” .
Oysa her şey bir survior arenası. 
İngilizce anlamı ile tüm dünyada aynı anda girdi yayına. Elbette  öncelik  az gelişmiş veya  gelişmekte olan ülkelerdeydi.  Çünkü bu en kolayından   bir  beyaz   zehirdi ve  çoluk çocuk  izlenmeli, tüm dünya dize getirilmeliydi.
Öyle de oldu. Kimi ülkelerde elde çay kimi ülkelerde kahve ile. Taraftarlar oluştu.
Birbiriyle kıyasıya yarışanlar,  elenme   aşamasında  birbirine sarılıp ağlıyorlardı.
Her şey bu ikisi arasındaydı. Ya kazanırsın ya kaybedersin.
Spor yapmış güzel vücutlu atletik “delikanlı oğlanlar ” ile sportif incelikteki  “delikanlı kızlar”  yarışıyordu nefes nefese.
Her şey Survior içindi. Neydi survior ?
“hayatta kalan”, “kazazede” , ”geride kalan” , “sağ kalan”… olmak içindi her şey.
Anlamı buydu Survior’un.  İngilizcesi Survior Türkçesi “hayatta kalan” .
O yüzden ne tecrübe, ne saygı ne sevgi.
Yaramazdı ki yarışır iken bir işe !
Görsellik yarışa girmenin ilk şartıysa diğer  adım taklit ve benzerlik ama kazanmanın tek şartı  “acımasızlık ” idi.
Neye  yönlendiriliyoruz  diye düşünmeye gerek  yoktu,  olur da düşünürseniz de olurdunuz  demode.
Yani artık demodeydi değerler.
O nedenle aniden sinirlenir, yetmez bunu bir marifet Sanırdı şimdiki  “delikanlı” geçinenler.
Ne tecrübe ister ne bilgi. Çok gerekirse de yetiyordur ona Google amca.
Canı sıkkındır her daim, sabrı ise zaten hiç yoktur.
O yüzden ne kadın tanır, ne yaşlı amca. Gerekirse sırasını alır  babası yaşındakinin.
Cepte kolayından alınmış bir diploma,  her şey elde bir pahalı tabletten öğrenmiştir nasılsa.
Her şey bir yarıştır plastik yaşamların mega kentlerinde.
Ya survior ‘dasındır yarışırsın her dem her yer de ya da dışındasındır , hakkaniyet, kural bilgi, ilim bilim hak götüre iken, sen dolanırsın  “ gelecek” diye diye demode vaziyette.