Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Alışverişten alıntılar...

31 Ağustos 2012, Cuma - 13:58
Alışveriş deyip de geçmeyin. İnsan karakterinin kendisini belli ettiği en önemli yerlerden biri de para verilip mal alındığı zamanlardır. Konuyu fazla açmadan görüp de şahit olduğum birkaç manzarayı sizlerle paylaşmak istedim.

Geçenlerde bir akşamüstü markete uğradım. Üst raflardan bir koli indirmeye çalışıyordum ki, beyefendinin biri, seçtiğim kolinin alt hizasından bir ürün almaya çalışırken var gücü ile ayağıma bastı. Ağrıdan yere çöktüm. Gördüğüm tek şey Adidas marka bir terlikti. Ayak tırnağım etin üstünden kırıldı. Ayağa kalktığımda beyefendi kaçıp gitmişti bile. Görüyor ki rafa yetişemiyorum. Nezaketen yardım etmeyi bile düşünmedi. Belki de boyu kısaydı. Belki de parmağımın kırıldığını zannedip, bizim yüce cüce özür bile dilemeden kaçtı gitti.

Salı günleri Kınalı adada Pazar kurulur. Yazın, önemli bir işim olmadıkça beni pazarda görebilirsiniz. “Pazara gittim, yiyecek için değil, hediye almak için” diyenlerden değilim. Meyvenin, sebzenin tazesini köy ürünlerinden seçmek, Bulgar satıcıdan kaşkaval peyniri satın almak hoşuma gider. Soframın hediyesini kendim seçerim.

Yine pazardayım. Pazarcı bağırıyor:”Ben boooyle domates görmediiiim” Domateslerimi seçerken bir ses yıktı ortalığı.”Lan, bize de baksana” Şaşkın pazarcı ile bakıştık. Döndüm baktım yanımda gıyaben tanıdığım bir bey var. Ben de onu efendi sanırdım, kalıbına uymayan duruşu var diye  içimden geçirdim.. Emekli olduğu her halinden belli olan bir pazarcı var, yan tezgâhta da meyve satarlar. Meyvelere bakarken yine aynı ses fetva verdi:”Tartsana Lan, dört kilo” sonra da eşine dönüp “Başka ne lazım, söyle, söyle” demez mi? Emekli pazarcıyla göz göze geldik. “Bu nasıl bir konuşma böyle” diyebildim. İkimiz de utandık.

Bu kez başka bir marketteyim. Dibe doğru yürüdüm ve orada dondum kaldım. Hanımın biri yere çömelmiş ne yapıyordu bir bilseniz. Özenle paketlenmiş, nylonla kaplanmış, bilinen bir firmanın 12 tanelik yumurta paketlerinden iki paketi hiç sıkılmadan açmış ve böylece kendisi için bir düzine yumurta seçiyordu. Oysa bu işlem zaten titizlikle yapılıp yumurtalar satışa sunulmuştu bile. “İki kelime edemedin mi?” diyenler çoğunlukta. Hayır edemedim. Ayaklarım yere saplandı, gözlerim sabit baktı ve dudaklarım kurudu. Bu kadın kimi kandırıyordu? Koca bir tesisin yaptığı işi mi beğenmiyordu? Bu yaptığı kendince bir üstünlük müydü? Başkalarından daha iyi bir ev kadını olduğunu mu düşünüyordu acaba? Yoksa negatif tavırlarıyla zaten herkesi bezdirmiş biri miydi?

Kadın bana baka baka, hiç utanmadan seçtiği yumurtalarla kasaya doğru yönlendi. Bense hala şaşkınlığımı yenememiştim.

Görgülü olmak bu kadar zor mu dersiniz?