Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Alan var mı? Satıyorum...

20 Kasım 2013, Çarşamba - 17:09
Kanat çırpan martının üşümüşlüğünde, derbederin miskinliğinde, gökyüzünü griye boyanmışlığında, bir dokun bin ah işit...
Hanidir, diyesim var ama yutkunuyorum...
Demeden anlayın
Sonrası kimedir nazın kimedir yudum yudum susuzluğun ki?
Konuşmayalı seneler yutmuş her sitemi...
Alışmışım ya, kendi omzumun omuzluğuna, meğerse yorgun düşmüş dinlemişliğin güveni yorgan edişinde...
Mevsim döndüye, hızlı renk değişimine,  sararmasına az kala, evrenin görülmemiş tonlar düzenine....
Kareler arka, arkaya, başka bir cümbüşte...
Dolmuş taşmış kadehin “yeter, yeter* diyişinde...
Hep mi aynı hep mi teslim olmayan ayak diretişinde, niyeyse kum torbası niyetine sağlı sollu kroşelerin döşüne dönüşe gelen her darbesinde...
Yara bezi değil nokta kadar yara bandı ile es geçişinde...
Herkes mi hüzün giyinmiş..
Eğrisi doğrusu hepsi kayıt düşmüş de kimseye ah demeyişin, gülümseten şuh kahkahasında yeni baştan ha gayret, ha gayret tüketiminde...
Vaad edilen vuslata beklemekten yorgun bi halde...
Kalmadı ya hiç bir tesselisi, o halde bir de üretmenin heyacanını dahi öldürüşünde...
Boşvermişliğin yabancılığında,  ne çok harcanmışlığım üstelik haketmeyişinde...
Yağmur yağdı, damlalar biriktirdim el açıp avuç içinde, oluşan gölete baktım, baktım, baktım...
Nedeni yeni görmenin bilmenin “kullanmadan önce okuyon”  ya da kırılabilir etiketini hiç görmeyenin gözünde...
Medeniyete sığınıyorum, sığınmasına da oda hiç ezber edilmemiş olunca...
Altını çizme gereğini hissettim ilk defa...
Albenim, bir kendime bir gönül görenime...
Akis olup dönen her ses ama neden iyisin diyişinde...
Bilseydim, makbulu gönül ezmekte olurmuydum ki acaba böyle...
Ne söylersen söyle omzum, yanaktan dökülmemiş her incinmişliğe...
Duruyorum ki hep aynı yerde hep aynı şekilde...
Niyeyse gayretim,  "körler çarşısında ayna satıyorum, ayna"...
Alan var mı?