Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Eski Sandık
İmre Gaffaroğullarıİmre Gaffaroğulları

Aklımın sokakları üşümüş...

06 Nisan 2014, Pazar - 02:01
Merhaba  Pari dostlarım,
Eski sandığımdan güne dair neler çıkartırım diye düşünmeye daldığım anlardan biri idi, sokağımdan geçen seyyar satıcının naraları ile kendime gelmem.
On anda uzun zamandır hayatımızdan sildiğimiz, şimdilerin değimi ile ''akıl tutulmasından'' ki bu söylemin anlamını da iyice bir irdelemek gerek;Akıl tutulması acaba, ay veya güneş tutulmasında daha mı etkilidir,hani donup kalıp hiç birşey düşünemediğimiz anlarımı temsil eder, yoksa kabuğundamıdır hayatın vitamini. Aslında soyup ,soyup yedikçe özünümü kaçırıyoruz.
İşte tam bu düşüncelerin karmaşası içinde,yaşamımızdan çıkıp giden mahalle arası satıcıları, seyyar sütçüleri, artık mobilize olan overlock dikişçileri, yorgan atıcıları, macun ve turşucuları getirdim gözümün önüne ve hatta eski kahve renkli resmi kıyafetleri ve şapkaları ile sokaklarımızı koruyan o eski bekçiler geçti, Aklımın sokaklarından, korumak için geceleri.
Hepsi ama hepsi teker, teker  zamana ve dünyaya yenik çıkıp gittiler.Bu kadar çok kayıp arasında bizler hala var olma savaşında .
Sonuç, bu kayıpları da pek umursamaz, anlık yaşayan ve tepkilerimizi refleks olarak veren bir toplum oluverdik. Dünyanın bize sağladığı nimetler arttıkça tabana doğru refah arttıkca daha  iyi,daha anlayışlı ve birbirini kucaklayan ve anlayan empati kuran bir millet olacaktık.
Hani nerede ?
Heyhat;
Gelin görün ki geçen haftasonun dan bu yana daha da kutuplaşan, gittikçe birbirinden uzaklaşan ve zaman, zaman kendi gibi düşünmeyen için kin ve nefret duyan biryere doğru sürükleniyoruz. Bu durum giderek toplumsal ayrışmayı derinleştirirken, tarihsel hesaplaşmaların hiç bir zaman bizi bir yere olumlu olarak götürmediğini bile, bile yola devam ediyoruz.
Diyoruz demesine de nerde kaldı o zaman bir zamanlar sıkı sıkı bağlandığımız ,fakir bile olsak mutlu olduğumuz dönemler hepsimi bir kafdağı efsanesi ve zümrütü anka masalı.O zaman 1976'lardan günümüze  biz hep mi uyutulduk, unuttuk, unutturulduk...
Öyle ise bunu başaranları tebrik edip kendimize de üzülmemiz gerekir herkes adına biçilmiş rolü iyi oynamış. İnanmak istemiyorum ama üzülerek izliyorum ki yalnızlık sarmalında artık umutlar,Ve  tek başına mücadele etmek zor ve yorucu bir süreç.
Diyebilirsiniz ki süreçler yönetilir, kontrol altına alınabilir. Ve hedefe doğru yönlendirilebilir. Ancak hayatın kendisinden bahsediyorsak insan faktörü  esas olan değil midir? Akışına bırak mantığı ,kaderini ve geleceğini belirlemek yerine yönetilmek ve güdülmek İle aynI yere çıkmazmı?
Unutulanlar, bugüne aslında yol göstermesi gerekirken,daha da gözümünüz önündeki hiçe saymaya itiyorsa bizleri, o zaman biryerlerde çok ciddi hatalar eşiğindeyiz.Öyle ise  ya  yaşadığımız bahar rehavetinden uyanıp aklımızı başımıza devşirme zamanındayız. Sanırım  "mış"  gibi yaşamaya devam edeceğiz...Umarım doğru olanları görmek ile bakmak arasındaki farklı yakalayacak zamanı ve fırsatları kullanabiliriz.
saygılarımla