Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Doğal
Kamil TezgelKamil Tezgel

Adisyon bardağın içinde...

28 Aralık 2012, Cuma - 10:38
Balkanlarda gelen soğuk hava dalgası gibi bir kasvet sarmıştı Bıyıklı Bilgeyi...oysa dışarısı günlük güneşlikti ve cemre de düşmüştü..Ama düşen cemre bile soğuk hava dalgasını dağıtmaya yetmemişti...Belki de Akdeniz üzerinden gelecek bir yüksek basınç ve onu getireceği sıcak hava dalgası bu kasveti dağıtmaya yetecekti Bıyıklı Bilge için..Kafasını kaldırıp boş gözler ile dışarı bakarken aklına her sabah beslediği sokak kedileri geldi....Hemen yerinden kalkarak yem poşetine yöneldi..Koşar adımlarla sokağa çıktı...Bir yandan da geber Kamil diye kendine söyleniyordu..Hatta okkalı bir küfür etti kendine..Kızgındı,kendi keyifsizliğinden sokak kedilerini bile unutmuştu...Sordu kendine ...Buna hakkın var mı diye..Ne oluyor sana diye,nasıl unutursun o zavallı kedileri diye....Oturdu yerine..Açtı bilgisayarını amaçsızca bakarken kırmızı bir bildirim ışığı gördü...Bakmayacak,okumayacaktı...ama önemli olabilir yada boş bir şey olabilir dedi..Düşündü açtı...Okudu....ve beklediği sıcak hava dalgası Cenk 'ten gelmişti...Onun dediğini yaptı ve çıkardı maskesini,astı duvara...Yüzünde hafif bir gülümse ile gitti tekrar kedilerinin yanına....

Çiçekleri yol kenarında kendi tuttuğu balıkları satan yaşlı balıkçıya uzattı ..Karşılığında biraz kıraça istedi..Yaşlı balıkçı bıçağı kaptığı gibi kovaladı bıyıklıyı ve kaçarken yere düştü çiçekler..O sırada yoldan geçen Saadettin; düşen çiçekleri aldı ve meze dolabının üzerindeki dokuz hamsinin yanına bıraktı....Üzerlerine ise "bıyıklının çiçekleri" diye bir not iliştirdi.
Diğer tarafta ise yaşlı balıkçı ile bıyıklı arasındaki kovalamaca sona ermişti..Kaçarken bir çeşit refleks olsa gerek Mercan'a doğru koşmuştu..Nefes nefese ve "buyrun Mercan teras var" çığırtmaları altında attı kendini içeriye...Saatine bakınca akrep ve yelkovan yerine Saadettin'in siluetini gördü belli belirsiz....Arkasından sırıtıyordu...Gözlerini kapadı ve açtı...Kapadı ve açtı..Kapadı ve açtı.. Saadettin kaybolmuş ve önünde bir duble rakı vardı..

.....Bıyıklı Bilge nefes nefes koşup sığındığı Mercan'daki çiçekleri ve dokuz hamsiyi görünce kaldı olduğu yerde sustu,sustu,sustu....Kuruldu döşemesi yırtılmış kirli bir taburenin üstüne.........Koşarken dağılan saçlarını elleri ile geri atarken gözlerinden iki damla yaş süzüldü masanın üzerine...Onu kenarda izleyen Sadettin Bıyıklı Bilge'yi hiç böyle görmemişti.Ürkek adımlarla yaklaştı yanına ve yumuşak,biraz da ürkek bir ses tonu ile...
-Kamil abi ne oldu sana,seni böyle hiç görmedim ben dedi,mahçup bir tavırla...
-Sadettin dedi Bıyıklı Bilge..şu dokuz hamsi var ya,o ne bana neler hatırlattı bilirmisin dedi..
-Anlat dedi Sadettin,anlat Kamil abi....
-Bak Sadettin o dokuz Hamsi sevgi,kardeşlik,dostluk ve en önemlisi AŞK dedi Bıyıklı Bilge....
-Abi dedi Sadettin yaşça kendinden küçük olan Bıyıklı Bilge'ye her şey tamam ama AŞK dedi onu anlamadım ben...-
Sadettin yorma kafanı sen bunlara dedi Bıyıklı Bilge..bak biz yorduk ta ne oldu dedi..Sadettin anlamsız gözler ile Bıyıklı Bilge'ye bakarak-
Haklısın Kamil abi dedi ve itina ile kıvırdığı adisyonu rakı bardağının içine bırakarak hınzırca bir gülüş ile kapının önüne çıkıp....-Mercan burası Mercan burası buyurun teras var sigara serbest diye bağırırken diğer yandan da yüzündeki hınzırca gülüşün yerini alan hoş bir tebessüm ile Bıyıklı Bilge'yi izliyordu çaktırmadan...