Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Adanın dünü bugünü...

05 Ağustos 2011, Cuma - 15:29
Adanın dünleri ve bugünü

Bir genç kızın, çocukluktan ilk gençlik yıllarına geçiş dönemi ruhunda derin izler bırakır. Sonradan tatlı bir gülümsemeyle andığı hatıralar aslında kendisini yönlendiren büyük olaylardır.

Bu dönemimi İstanbul’un Prens Adalarında geçiren şanslı  biriyim.  yaşanmışlıkları
arıyor ve özlüyor olmak ise başka bir olgu..Dünden bugüne her şey o kadar değişti ki, İlk gençlik yıllarımda, adadaki tüm gençlerin, Müslüman’ın, Hıristiyan’ın, Alevi’nin, Sünni’nin arkadaş olduğu herkesin birbirini selamladığı ve adanın büyük bir bahçe olarak tanımlandığı yıllarda geniş bir arkadaş çevrem vardı.

Bir sabah henüz deniz kıyısına gitmek için yola çıkmadan önce kızlara önemli bir haber ulaştı:”Aday bugün çok kalabalık, açık saçık giyinmeyin.” Emir büyük yerden gelmişti..yani arkadaşlarımın ağabeylerinden, gruptaki erkek arkadaşlarımdan, adalı kardeşlerden. Gerçekten de herkesin birbirini ve ailesini tanıdığı o yıllarda erkekler kızları korumak, onlara sahip çıkmak isterlerdi.

Aramızda arkadaşlıktan öte duygular hiç mi yoktu? Tabii ki vardı ama bu günkü ölçülere göre bunlar yaşanmış çok masum aşklardı. Gününü yaşamak gibi bir terim hatırlayamıyorum. Şimdi bile bunu anlayamıyor ve çok seviyesiz bir ilişki olarak algılıyorum. Gençlik yıllarımda özgürlüğümüz kısıtlanmıştı gerçi ama buna rağmen sevgiler uzun süreli, sadakatle ve yoğun yaşanırdı.

O gün adaya gelen gençler bakkaldan bir şişe kanyak alarak adanın arka tarafına geçmişler. Deniz saati geçtikten sonra bizler o günlerin âdetine göre öğlen uykusuna çekilirdik. Akşam “piyasa”ya çıkınca erkek arkadaşlarımızın büyük bir sabırla adaya gelen kalabalığı beklediklerini gördük. Gelenler yaz sıcağında içki de içmişlerdi.... Bir tatsızlık çıkmasın diye ada gençleri tetikteydi. Nihayet içkili grup göründü. Arkadaşlarımızdan bazıları yanlarına gidip nasıl bir tavır takındılarsa, çakır keyif oldukları her hallerinden belli kalabalık grup tıpış tıpış iskeleye yanaşmakta olan vapura binip, kimse rahatsız olmadan adayı terk ettiler.

Aradan asırlar bile geçse yine erkekler bu koruma içgüdüsünü taşıyacaklar. Geçenlerde adaya yine bir grup gelmiş. Onlar da içki içmişler. Hava yine sıcakmış. Şimdi kavurucu sıcakta bile içki içenler o kadar çok ki, fazla yadırganmıyorlar. Fakat ilerleyen saatlerde ne olmuşsa gençler güzel kızlarımızın albenisine kapılmışlar ve onların şikâyetlerine maruz kalmışlar. Plaj tesisindeki yetkililer de işe karışınca ortalık karışmış ve ağır yaralı gençler hastanelere taşınmış.

Arkadaşlar, “Bu ne şiddet, ne celâl.”

Bu işin içinde, önünde, arkasında çok sorun var. Bu gençler, niçin, neden, nasıl böyle asabi olabiliyorlar? Sanırım artık kızları korumaktansa, gençlerimizle daha fazla ilgilenmek yerinde olacak.
SosiCındoyan