Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Abla dimeyin, kızıyorum...

09 Ağustos 2015, Pazar - 21:37

Rüzgar ılık esiyor, sıcak savururcasına, denizin çeşnisindeki renkleri sunmaya ne kelime ne cümle yeter misali..

Her daim ateş böceği korusu kulakta...

Ağaç altı hamakta bir sağa bir sola sallanmanın keyfinde, dinletide...

Tarifi mümkün olmayan doğanın güzelliğini seyirde...

Gün devire dururken kitaplar eşlik ediyor, huzurun kucağında...

Yer mi...

Çeşme...

Saklı koyların, mis kokan biberiyelerin arasında konumlandırılmış, yazlıkçıların “Deniz bi sabah bi akşam çok güzel” söylerime inat...

Ten aldım, güneş sarsın diye...

Tatile yıllar, yıllar boyu ara verince, unutulmuş hatta yeni bir sakinsin site için...

Yer cennet güzelliğinde, tadımlık...

Amma velakin, iletişimsiz durmayan ben iletişimin merhabalarında bi dünya isim, bi dünya hayata “merhaba” dedim, biraz zorla olsa da...

Yaşsız sınırsız...

En çok ateş böceği ve deniz konuşuyor, denizin sarışında...

Tek sohbet...”Bugün deniz nasıl”...

İyi de, sonrası suskunluk...

Ardından sahilde ufak bir çocuk gibi ona buna şuna herkese konuşan ve tebrikleri kabul eden bir isim önce kulağıma ilişiyor...

Sonrası tebrikler...”Radyo televizyonu kazanmışsın ha”...

Konu medya olunca, hemen heyecanla doğruldum, güneş banyoma ara verme pahasına...

Heyacanına eşlik edip, hatta bende çok sevinerek....

Okumak demesek bile mesleği kaderi misali, ikinci kez kazanmış aynı bölümü....

Bu kez kaçış yok....‘Hem esnaflığa hem okula devam” diyor sitenin hiç büyümemiş çocuğu...

Ki umarım hiç büyümez...

Ve sadece çocukların Caner Abisi olur...

Sonrası koca bir gülümsemesiyle istinasız herkesi selamlıyan, güzel yürekli bir başka bi dost...

O anlatsın siz dinleyin misali...

Tane tane, dura dura...

Gülümsemeleri sarıyor her kahve molasındaki denize olan aşkını....

“Kışın 11 ay çalışıp, bir ay tatil yapıyorum...Her gün bir cumhuriyet altını misali...Hadi bi daha denize girelim mi? İçime çekiyorum her saniyesini her güzelliğini...” diyor Behiye Hanım...

Ardından sitenin güzeller güzeli geleceğin küçük starı..

Narımız....

İsmi kadar özel...

O hiç denizden çıkmıyor, çıktığı ilk anda mayo değiştiriliyor, kuru kalmadan, hop bi daha denize koşmak adına...

Küçük balerinimiz, güzelliğinin farkında alına salına endam ediyor tüm siteyi turlarında..

Ama bakmayın küçük dediğime o çok olgun, yere düşüşünde yardımsız kalkmayı bildiği gibi güzel suratına ağlamayı bile yakıştırmadığından olsa gerek, acısını içine atacak kadar da büyük...

Narın güzelliğini aldığı annesi Özlem Hanım ise, hep narin hep kibar hep ince...

Yeni dünyanın yeni kapılarını aralamaya daha yeni başlıyorum tatil şimdi daha güzel daha özel...

Yaşıtlarım boyutunda malum kahveyi koyu kılan muhabettler balkon sefalarında kahkahalarla çınlıyor....Ama uzağım...

Kaçış bu kez deniz yerine çardak altında bilgisayar oynayan denize gitmeyen teknolojik çocuklarımız...

“Oğlum bu internet çok yavaş...Aris başka oyun bulsana” durumları en büyük isyan...

Ha bu arada başka bir narin güzelliğimiz  Çağlamız, bale hocamız....Denize her yürüyüşünde kuğu gölü balesi sahne alıyor misali....Ama hep doğal....Herşeyin farkında olmasından kaynaklı sanırım....

Renk çok....

Sonra üç kardeşler, Betü,l Seda, Sedef....

Öylesi hoş gülümsüyorlar ki, içtenlikleriyle biz burdayız diyorlar ama bağırmaksızın....

Küçük yaşının büyük olgunluğunda bir kitap kurdu Betül, 

Dünyanın yükü sırtında misali, hayatın mutlulukları çocukları bir başka sevgiyle sarıyor...

Seda öylesi saf ki...Dokunursan yüreğine kırılır misali narin...

Sedef en büyükleri artık hayat gaylesi içinde...

Çok şey bilsede çok konuşmak yerine susanlar içine atanlardan...

Ve Ali Desidero misali 

ının ının ının ve Öykü devrede...

Doğallığıyla dobralığıyla bir o kadar güzelliğiyle sitenin neşesi...

“”Nıver ablaaa....”

Ama siz bakmayın onun öyle durduğuna, sevgisi herkesi sarıyor, çaktırmadan çaktırmadan misali...

Nazımızı unutmadım.....O da küçücük dünyasında büyük büyük sorgularıyla herkesi dinlemede..

Herkesin gözü bu kez benim üzerimde iyi de bu ‘Aplaaaaa” niye bu küçüklerle diye....

Bu arada yan komşum Zuhal, herkese kucak açan öğretmenimiz...

“Bak bi şey lazım olursa iste emi” diye sürekli tekrarda...Kolay değil iki delikanlı yiğen büyütmüş...Sitenin en eskilerinden....

Belki de şimdi şu saatlerde yürüyüş turunda, ben hamakta yatarken, hadi diye çağrışında tutunduğum küçük baheneleri....gülümseyişiyle peki demekte....

Ya da sesleniyordur, “Teyzem, Onat, kahve istermisin’ diye...

Bir gözü kulağıda ablası Dilek ve Onur da...”Bu akşam belki de gelirler” diye...

Neyse çok uzattım değil mi...Herkes tatilde ora böyle güzeldi, şöyle özeldi, şunu yedik böyle gezdik der ya...

Ben dimedim, ben her hayat bir renk misali, yelpazemi geliştirdim, dağ tepe gece gündüz durmadan esen rüzgara inat...

Eee bitti mi, yok bitmedi,  bir de büyük emekçiler geldi....

Hem huyu hem kendi güzel, bir başka site sakini Seray...

Kendilerine öylesi yatırım yapmış bir anne ve babanın güzel kızları, gurbetten gelmiş...

Çekingen...

Bir iki konuşma sonrası artık o da gençlerle bir muhabette....

Ben mi,  durmaksızın seyirde....

En büyük şaşkınlığım ise, Öykü’nün anneannesinden aldığım teşekkürde...

Gösterdiğim ilgi için....Oysa asıl teşekkür benden, gösterilen incelik için....

Selam vermeden de alınırmışı sunmanın büyüklüğünde küçüldüğüm için....

Derin derin düşünce molalarımda, başka başka yüreklerin merhabasını içime demliyorum, koyu bir çay misali....

Dışardan bakmak kolay, ağız sürekli geveliyor bildik söylemleri...

Ama ben yine uzun uzun dinledim yalnızca yüreklerini...

Öykü, “nıveer ablaaa’ yazma beni desede....

Yazdım...

Yazı, 

Yazdım güneşi, ayı

Rüzgar savurmasın hem bende hem başka yüreklerde hep aynı güzellikte kalın diye...

Seneye gelir miyim bilmem ama...

Yuvamkent in sakinleri sizler çoktan benim yüreğime geldiniz üstelek mevsimlik değil...

Şimdiden söyleyeyim hayırlı kışlar ve hoşçakalın, 

Bu arada, amanın dünden bildiğim tek komşumu az daha unutuyordum..

Özgür artık bir baba...

Tüm tatil boyunca kulağımda hiç eksik olmayan ise dede ve ninenin 

Yiğitttttttttt çağnları...

 

 

Not....Konum etiketletmiyorum,...

Yer değil yürek reklamı için sponsorluk gerekmediği için....