Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Meyhaneden
İlia Shestakofİlia Shestakof

23 Nisan, Paskalya, Pasaport..........

02 Mayıs 2011, Pazartesi - 11:26
21 Nisan perşembe birinci gün bir iş halletmeye müteakip ayağımın tozu ile öğleden sonra Avukat ‘ ın yeni keşfettiği koltuk meyhanesindeyiz <<<- Osmanlı döneminde içki ruhsatı olmadan ama içki içilebilen mekânlar >. Tekel bayiden 70’ lik Kara Efe birkaç meze ve muhabbet. Tabi bu arada iki gün sonrası Paskalya, bir an aklımdan artık iyice gâvurlaşdın diye geçirmiyor değilim. Eskiden olsa karınca kararınca 40 günlük orucun son birkaç gününde olsa ufaktan da olsa oruç ( büyüklerimizden gördüğümüz şekli ile etli mamuller haricinde bitki yağının da kullanılmadığı şekli ile ) tutardın be diyorum kendi kendime. Ama dur bir dakika, seferi durumdasın belki yırtabilirsin diye düşünürken, başka bir gerçekte ikamet ettiğim St Petersburg’ ta da daha önceki iki Paskalya’ da oruç tutmadığım. Bu arada St Petersburg’ ta ikametimde bir seferi durumudur değil midir diye sorgularken Coco abinin sesi “ Hoş geldin  eeee anlat bakalım”. Sonrasında bir ordan bir buradan, semtin haberleri Coco abi’ de,         “ Ben dedikoduyu sevmem” diye başlıyor anlatmaya; bir iki saat sonrasında da izin isteyerek kalkıyor. Biz avukat ile bir 35 lik Kara Efe daha söyleyip akşam onbiri buluyoruz, artık iyi insanların eve gitme saati diyip kalkıyoruz.

Cuma bir iki iş güç sonrasında, gittiğim yerlerden birinde arkadaşlar yeşil mercimek yapılmış ( oruç dolayısı ile sulu pişirilmiş ) zeytin, biraz soğan, domates, salatalık, ekmek; finishde de ağzımız tatlansın diye çırağı pastaneye yollayıp bir de aşure aldırıyoruz. “İşin yoksa ikindi de uğra bir simit çay yaparız” diyor arkadaşım…..O zaman dank ediyor; gerçi sebep gösterilmez ama oruç alışkanlıklarından uzak olmak <<<- simit, zeytin, aşure, kaymaksız ekmek kadayıf,............>  bir nebze küstürmüş beni…..Allahın gücüne gitmesin ama İstanbul’ da oruç tutmak bile bir başka güzel....

Her neyse ertesi gün Cumartesi 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı bu defa kesin gideceğim demiştim sabah kalkıp Taksim Aya Tria’ da kilisesinde cumartesi ayini sonrasında dağıtılacak defne yaprakları  şamatasına doğru yola düştüm…. Ama evlerde tek tük asılan Türk bayrağı, kimse sokakta birbirine iyi bayramlar dilemiyor, çocuklara bile iyi bayramlar diyen görmedim desem yeridir; bir iki çocuğa iyi bayramlar dedim, şaşırır gibi oldular. Anlaşılan şu ki İstanbul’ da resmi bayramlar ile ilgili eski heyecanlar kalmamış <<<- Rusya’ da iken bayramlardan bir tanesi benim dönüşlerimden birine rastlamıştı, markette son alışverişlerimdeyim kafa dalgın tezgahtar iyi bayramlar diyor ama ben farkında değilim, son paketi barkot okuyucudan geçirmeden bir defa daha iyi bayramlar dedi, bir defa daha  nihayet bende jeton düştü iyi bayramlar dedim de ürün barkottan geçmişti> Neyse Aya Tria’ dayım, defnelerin <<<- bereket getirildiğine inanılan> kapılmasına müteakip Balıkpazarı’ nda yapılacak birkaç alışveriş sonrasında yine bir öğleden sonrası rakısına doğru yol alacağım…..

Midyeci Adalı Cemal gel bir çay ısmarlayayım diyor; bu sırada Şütte’ nin orda bir hareketlilik; Paskalya dolayısı ile şarküteri alışverişini yapanlar, gözüme yaşlı bir teyze takılıyor, elindeki paket ile önümden geçip sola dönüyor belli ki Tarlabaşı’ nda yaşayan birkaç Rum’ dan biri, kendince bu akşam aldığı birkaç meze ile bu akşam ve/veya yarın Paskalya’ yı kutlayacak….. Ne yapmış etmiş sebep ne olursa olsun İstanbul’ u terk etmeyenlerden, abartıyorsun diyebilirsiniz ama son kalan Rumları koruma altına alınması gereken kültür varlıkları olarak görüyorum, gerçi bundan sonra koruma altına alsan da almasan da, olan olmuş bir defa. 

Neyse eskiden Paskalya Bayramı’ nda, her ne kadar ufak tefek kaçamaklar olsa da  genelde kurulan sofraların eşliğinde kutlamalar evde yapılırdı; kaçamaklara gelince paskalya öncesinde alışveriş sırasında topik, midye tava, midye dolma eşliğinde atılan bir iki duble rakı veya patates eşliğinde içilen bir iki bira gibisine..........Pazar günü Paskalya Bayramı’ nda ise akraba ziyaretleri, kurulan sofralar, mezeler <<<-amerikan salatası <<<-aslında rus salatası olarak bilinen ama ideolojik olarak bir zamanlar rus kelimesinin kullanılmasının yasak olduğundan dolayı olsa gerek amerikan salatası olarak adlandırılan ama gerçekte ise Salade Olivier olan>, tarama, bir iki salam mamulü ve ana yemek olarak sebzeli kuzu kapama aklımda kalanlar>, tokuşturulan yumurtalar, kaldırılan rakı veya şarap kadehleri, hey gidi günler hey........  

Cumartesi akşamı Taksim Aya Tria’ da da ayine katıldım...............

Bu sene cumartesi kutlanması gereken Yorgo yortusu, Paskalya ile çakışmasından dolayı pazartesine kaldı; aslında herkes Aya Yorgi’ ye Büyükada’ ya giderken, bendeniz Burgazada’ ya gidip oradaki kiliseyi ziyaret ettim...  

Defne yaprakları, Aya Yorgi ziyareti; artık bu sene kim tutar beni............

Bu arada, geçen hafta en fazla adrenalin sargılayan pasaport maceramı anlatmadan da edemeyeceğim. Artık pasaport alma prosedüründe bilgisayar ile içli dışlısınız, bütün açıklamalar <<<- yanlış veya eksik olabilmelerine rağmen> internette mevcut. Randevunuzu internetten alıp biyometrik fotoğraf, nüfus cüzdanı, yatırdığınız harçlar ile beraber ilçe emniyet müdürlüklerinin pasaport bürosuna başvuruyorsunuz. Basit görünüyor ama uygulamada; harcı ödeyebileceğinizi belirtilen bankalar harç almayabiliyorlar veya emniyet müdürlüğünde olduğu söylenen maliye vezneleri olmayabiliyor veya harcınızı bankaya yatırdınız ilgili kaşeler vuruldu, ıslak imzalar atıldı diğer belgeler ile biraz uzakta ama merkezdeki emniyet müdürlüklerinin pasaport bürolarının verdiği randevulardan daha erken tarihe randevu veren  bir ilçe emniyet müdürlüğüne doğru yola çıktınız; randevu öğleden sonra iki, kalabalıkta yok ikiye çeyrek kala sizi kabul ediyorlar ve bir ses “Başvurunuzu kabul edemeyiz.” soruyorsunuz “ Niye?” cevap gayet açık ve net “ Emniyet Genel Müdürlüğü’ nün banka genel müdürlükleri ile esas nüshanın yani makbuzun birinci sayfasının verilmesine dair protokol var, size 2. Nüshayı vermişler kabul edemeyiz.” . İtiraz etseniz, bağırsanız çağırsanız ne olacak bankaya doğru hızlı bir şekilde yola çıkıyorum ama cuma ve öğleden sonra olması dolayısı ile 15.15’ de bankadayım, durumu açıklıyorum ve ardından amalar başlıyor ama şöyle ama böyle, birinci şef , ikinci şef bende bir tepki yok. Nacizane çözümü söylüyorum; ilgili pasaport dairesini arıyorsunuz bilgiyi doğrulamanıza müteakip siz rica ediyorsunuz gelsin derler ise giderim, iki makbuzu veriyorsunuz, üç yol paralarımı da talep ediyorum. Bu arada şeften bir yorum “ Ben size yardımcı olmaya çalışıyorum.” dedim ki “ Bana yardımcı olmuyorsunuz yaptığınız hatayı düzeltmeye çalışıyorsunuz arada fark var.” ............. Her neyse daha birçok şey oldu ama 16.50 de büroya varabildim ve başvurumu yapabildim. İlgili memurun benim ile yorumu şu idi “ Çok şaşırdım, ilk defa itiraz etmeyen bir kişi ile karşılaştım.”